


Senelerce ingiliz dili eğitimi üzerine;özellikle Türklere ingilizce öğretimi üzerine saygın üniversitelerde çalışmaları bulunan Sayın Can Baysal’ın bu konudaki düşünceleri şöyle:
Yıllardır yaptığım çalışmalar ,katıldığım konferanslar ve eğitimlerine katkıda bulunduğum öğrencilerden edindiğim izlenimlere gore aslında
Türklerin ingilizce konuşması dünya üzerinde diğer dilleri konuşan insanlara gore çok daha kolay.Bir kere bizim yabancı dile karşı bir merakımız ve herşeyden önce yeteneğimiz var.Ancak bu pozitif etkenleri gölgeleyen negatif etkenler bizim konuşmamızı güçleştiriyor. Yurtdışında ingilizce konuşulan ülkelerde yaşayan insanların zeka seviyeleri bizden yüksek değil ancak doğduklarından beri bu dili konuştukları için ingilizceyi doğal yöntemlerle öğrenmiş bir şekilde konuşuyorlar.Yine aynı şekilde ülkemizde yaşayan yabancıları ele alırsak Türkçeyi bir süreden sonra çok rahat bir şekilde konuştuklarını gözlemlersiniz.Ana dili ingilizce olan biri Türkçeyi çok rahat konuşuyorsa ,ana dili Türkçe olan biri de rahatlıkla ingilizce konuşabilir..Negatif etkilerden bahsedecek olursak,bunları şöyle sıralayabiliriz.
Okulda öğrenilen ingilizcenin konuşmaya etkisi:
Hepimiz yabancı dil eğitimine ilköğretim seviyesinde başlamakta ,lisede ve üniversitede devam ediyoruz.Elbette okullarda uygulanması gereken bir not sistemi yani ölçme ve değerlendirme olması gerekmektedir.Konuşma ile öğrencilerin seviyelerini ölçmeye çalışmak ise oldukça zor,teoride olabilecek gibi gözüksede pratikte uygulanması oldukça karmaşık bir metod olarak gözükmektedir.Bu sistemde yazılı sınav yapılmakta ve derslerde bu yazılı sınavlar doğrultusunda işlenmekte olduğundan grammar,reading,writing gibi konularda başarı seviyesi oldukça yüksek gözükmektedir.Özellikle grammar yani dilbilgisi aslında matematiksel bir yapıya ve belirli kurallara bağlı olduğundan ezberleme gibi öğrenim süresince hiç tavsiye edilmeyen bir metod izlenmekte,sonrasında ise olumlu gibi gözüken ancak aslında olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır.Konuşurken sürekli dilbilgisi kurallarını düşünmek konuşmayı olumsuz yönde etkiler.İngilizce konuşmanın güç gelmesi bir ölçüde eğitim süreci dahilinde uygulanan sınav bazlı metoda bağlıdır; şöyle ki çoğu ingilizce yeterlilik sınavlarında dinleme ve konuşma yoktur.Bazı ön elemeli sınav sistemlerinde ise yazılı sınav büyük ölçüde katılanları elemekte; daha sonra başarılı olan küçük bir yüzdeye sözlü sınav uygulanmaktadır.TOEFL gibi uluslararası geçerliliği olan bir sınav sistemi bile sınavdaki konuşma bölümünü teknolojinin ilerlemesiyle birlikte uygulama şansı bulabilmiştir.Önümüzdeki yıllarda elbette teknolojideki gelişmelere paralel olarak ses ve görüntü aktarımı hızlanacak , bu tür sınavların hemen hepsinde ingilizcenin, dolayısıyla iletişimin en önemli kısmı olan konuşma önemli bir yer alacaktır.Çünkü dil bir iletişim aracı olarak ,iletişimin en temel,en kolay,en çok kullanılan ve en etkili yoludur.
Konuşmaya sosyolojik bir yaklaşım,negatif etkiler:
Yine geçirilen eğitim sürecinden bahsedilecek olursa ,eğitim sosyolojik bir kavram olup;istisnalar ve aile içi eğitimi bir kenara bırakırsak en 15 kişinin(ki bu sayı iyimser bir yaklaşım)bir arada bulunduğu bir topluluğa işaret etmektedir.Kişi yine yukarıda belirtildiği gibi yazılı bir sınavda tek başınadır ;sosyal bir kavram ve çevre çok fazla etkili değildir.Ancak iş konuşmaya gelince bir çok parametre bir araya gelmekte ve kişilik özelliklerine bağlı olarak durum değişmektedir.Sözgelimi yazılı sınavda son derece başarılı olan bir kişi sözlü sınavlarda başarısız olabilir.Bunun sebebi oldukça çekingen davranmamızdan tutun,ki altında yatan sebep genelde hata yapma korkusudur;insanların kendisine güleceği gibi korkulara kadar uzanır.Dikkat ederseniz ingilizce konuşmanın en zor kısmı ilk 5 dakikadır.Kişi bu 5 dakikadan sonra karşısındakinin hatalarını umursamadığını sadece iletişim kurmaya çalıştığını anlayınca kendisi de bir takım metodlar geliştirerek iletişim hızını artırma yoluna gider.Tekrarlamak gerekirse dil bir iletişim aracıdır ve amacı da iletişim kurmaktır.
Grammar konusunda çok iyiyim,bütün testlerde başarılıyım ancak konuşamıyorum:
Burada şunu söyleyebiliriz ki çoğu anadili ingilizce olmayan insan ,anadili ingilizce olan kişilerden dilbilgisi açısından daha bilgilidir.Peki o halde neden okuma yazma bilmeyen bir ingiliz çocuk yaklaşık 12 sene ingilizce eğitim görmüş biri konuşamazken çok daha iyi konuşuyor?Elbette dilbilgisi(grammar)kuralları işin olmazsa olmazıdır ancak konuşulamayan bir dil öncelikli amacı olan iletişimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremiyor demektir; ki bu da harcanan zaman ,emek ve paranın neredeyse boşa gittiğinin açık bir göstergesidir.Mümkün olduğunca ,hemen her fırsatta pratik yapmak akıcı ingilizce konuşmanın temel kurallarından biridir.
Okulda öğrenilen ingilizcenin konuşmaya etkisi:
Hepimiz yabancı dil eğitimine ilköğretim seviyesinde başlamakta ,lisede ve üniversitede devam ediyoruz.Elbette okullarda uygulanması gereken bir not sistemi yani ölçme ve değerlendirme olması gerekmektedir.Konuşma ile öğrencilerin seviyelerini ölçmeye çalışmak ise oldukça zor,teoride olabilecek gibi gözüksede pratikte uygulanması oldukça karmaşık bir metod olarak gözükmektedir.Bu sistemde yazılı sınav yapılmakta ve derslerde bu yazılı sınavlar doğrultusunda işlenmekte olduğundan grammar,reading,writing gibi konularda başarı seviyesi oldukça yüksek gözükmektedir.Özellikle grammar yani dilbilgisi aslında matematiksel bir yapıya ve belirli kurallara bağlı olduğundan ezberleme gibi öğrenim süresince hiç tavsiye edilmeyen bir metod izlenmekte,sonrasında ise olumlu gibi gözüken ancak aslında olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır.Konuşurken sürekli dilbilgisi kurallarını düşünmek konuşmayı olumsuz yönde etkiler.İngilizce konuşmanın güç gelmesi bir ölçüde eğitim süreci dahilinde uygulanan sınav bazlı metoda bağlıdır; şöyle ki çoğu ingilizce yeterlilik sınavlarında dinleme ve konuşma yoktur.Bazı ön elemeli sınav sistemlerinde ise yazılı sınav büyük ölçüde katılanları elemekte; daha sonra başarılı olan küçük bir yüzdeye sözlü sınav uygulanmaktadır.TOEFL gibi uluslararası geçerliliği olan bir sınav sistemi bile sınavdaki konuşma bölümünü teknolojinin ilerlemesiyle birlikte uygulama şansı bulabilmiştir.Önümüzdeki yıllarda elbette teknolojideki gelişmelere paralel olarak ses ve görüntü aktarımı hızlanacak , bu tür sınavların hemen hepsinde ingilizcenin, dolayısıyla iletişimin en önemli kısmı olan konuşma önemli bir yer alacaktır.Çünkü dil bir iletişim aracı olarak ,iletişimin en temel,en kolay,en çok kullanılan ve en etkili yoludur.
Konuşmaya sosyolojik bir yaklaşım,negatif etkiler:
Yine geçirilen eğitim sürecinden bahsedilecek olursa ,eğitim sosyolojik bir kavram olup;istisnalar ve aile içi eğitimi bir kenara bırakırsak en 15 kişinin(ki bu sayı iyimser bir yaklaşım)bir arada bulunduğu bir topluluğa işaret etmektedir.Kişi yine yukarıda belirtildiği gibi yazılı bir sınavda tek başınadır ;sosyal bir kavram ve çevre çok fazla etkili değildir.Ancak iş konuşmaya gelince bir çok parametre bir araya gelmekte ve kişilik özelliklerine bağlı olarak durum değişmektedir.Sözgelimi yazılı sınavda son derece başarılı olan bir kişi sözlü sınavlarda başarısız olabilir.Bunun sebebi oldukça çekingen davranmamızdan tutun,ki altında yatan sebep genelde hata yapma korkusudur;insanların kendisine güleceği gibi korkulara kadar uzanır.Dikkat ederseniz ingilizce konuşmanın en zor kısmı ilk 5 dakikadır.Kişi bu 5 dakikadan sonra karşısındakinin hatalarını umursamadığını sadece iletişim kurmaya çalıştığını anlayınca kendisi de bir takım metodlar geliştirerek iletişim hızını artırma yoluna gider.Tekrarlamak gerekirse dil bir iletişim aracıdır ve amacı da iletişim kurmaktır.
Grammar konusunda çok iyiyim,bütün testlerde başarılıyım ancak konuşamıyorum:
Burada şunu söyleyebiliriz ki çoğu anadili ingilizce olmayan insan ,anadili ingilizce olan kişilerden dilbilgisi açısından daha bilgilidir.Peki o halde neden okuma yazma bilmeyen bir ingiliz çocuk yaklaşık 12 sene ingilizce eğitim görmüş biri konuşamazken çok daha iyi konuşuyor?Elbette dilbilgisi(grammar)kuralları işin olmazsa olmazıdır ancak konuşulamayan bir dil öncelikli amacı olan iletişimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremiyor demektir; ki bu da harcanan zaman ,emek ve paranın neredeyse boşa gittiğinin açık bir göstergesidir.Mümkün olduğunca ,hemen her fırsatta pratik yapmak akıcı ingilizce konuşmanın temel kurallarından biridir.


iletişim
0 212 232 75 54
0 532 460 50 11
abide-i hürriyet cad. 147/7 sevim apt. kat:3
şişli istanbul






